Kant'tan bu yana Batı felsefesinde tüm tikel olan deneyimlerden bağımsız ÖNSEL bilgi; yalnızca deneyimden kaynaklanan A POSTERIORI / SONSAL bilginin karşıtı.
Bakarak, duyarak, dinleyerek bilgi edinmeye şaşmasak da yalnızca düşünme yoluyla öğrenmenin olabilirliğini inceleyen filozoflar çoğu kez bunun özel bir açıklama gerektirdiğini düşünmüşlerdir.
Platon, Meno ve Phaedo adlı yapıtlarında, geometri doğrularını öğrenmenin, ölümsüz düşünce ve biçimleri doğrudan düşünebildiğimiz önceki varoluşumuzda sahip olduğumuz bilginin anımsanmasından başka bir şey olmadığını söyler.
Platon'un bu düşüncesine yakınlık duymakla birlikte kuramının ayrıntılarını kabul etmeyern Augistinus ile onun ortaçağdaki izleyicileri, düşüncelerin, insanları zaman zaman zihinsel olarak aydınlatan Tanrı'nın aklında bulunduğunu söylemişlerdir.
Descartes daha da ileri giderek A PRIORIbilginin gerektirdiği tüm düşüncelerin her insanın aklında yaradılıştan varolduğunu ileri sürer.
Kant ise yalnızca kavramları açıklamakla kalmayıp, aynı zamanda bireşimsel olan A PRIORI yargıların olabilirliğini açıklama sorununa eğilir.
Kant'ın önerdiği çözüm ise haklarında benzer türden yargılara varabildiğimiz uzam, zaman ve kategorilerin (örneğin nedenselliğin) deneylerle edinilmiş bilgilere akıl tarafından yüklenen biçimler olduğu öğretisidir.
Bu kuramların hepsinde, A PRIORI bilginin olabilirliği, bu tür bilginin konusunu oluşturan malzemeyi incelemek için ayrıcalıklı bir fırsata sahip olduğumuz ileri sürülerek açıklanır.
Aynı anlayış Platoncu olmayan A PRIORI bilgi kuramında da ortaya çıkar.
İlk kez Thomas Hobbes'un De Corpore adlı yapıtında ortaya konan ve 20. yüzyılda mantıksal deneyimcilerle benimsenen bu kurama göre zorunluluk ifadeleri A PRIORI olabilir, çünkü bunlar koyduğumuz kuralların yan ürünleri olmaktan öteye geçmez.