Ben HASTAYIM derken, hastalığın nedenlerini başka yerler, başka şahıslarda veya olaylarda aramayınız. Hastalığı, bir şanssızlık, talihsizlik olarak nitelendirip kendinizi avutma yoluna da gitmeyiniz. Hastalıklara sebeb olan bizzat kendinizsiniz. Hırslar ve egolarınız, merhametsizliğiniz, başkalarına karşı ilgisiz kalışınız, düşüncelerinizi TEKSİF edip bir düzene sokmayışınız hastalığın esas sebebidir.
Virüslerin üzerinizdeki tesirleri tüm bunlardan sonra gelir..
Hayata, tabiata, yaşama, canlı ve cansız varlıklara adapte olunuz. Kendinizi düzen/nizama uyarlayınız. Kötülüğü araştırmayıp/oluşturmayınız. Başkalarını tenkid etmeyiniz/eleştirmeyiniz ve kötüleme yoluna gitmeyiniz. Tabiat olaylarını ise sevinçle karşılayınız. Sıcağa-soğuğa ve tokluğa-açlığa ilk olarak zihninizde adapte olunuz. Varlığa ve yokluğa adapte olunuz.
Tüm bunlar esasında hiç önemi olmayan durumlardır. Fakat yaşam hırsı, insanları durmadan varlık edinme yolunda körüklemektedir. Temel varlık, sağ olmaktır; kendini bilmek, Tanrı'yı bilmek, Ulu Tanrı'nın her anda bizi çeşitli yollardan varlık ile doldurduğunu bilmektir.
Yaşamak en büyük nimettir!
Görmek, duymak, dokunmak, tatmak büyük nimettir. Koklamak, Yürümek, uyumak, nefes almak ve bütün bunlardan üstünü, düşünebilmek ne büyük nimettir!
Bunların hepsini unutarak, aslında bize pek az faydası olan önemsiz şeylere bel bağlamak ne kadar saflık ve cahilliktir, bir bilseniz..
Ne mutlu o insana ki, hiç bir mülkü, hiç bir derdi yoktur! Maddî varlıklılık, hastalığı da peşinden sürükler. Pek az insan bunu idrak eder ve varlığını başkaları ile paylaşır, böylece üzüntüsünü, maddenin bizatihi tevellüd ettiği/ doğurduğu/sebebi olduğu maddî-manevî ızdırablarını da dağıtmış olur.
Dünyada en akıllı insan, veren insandır! Çünkü o, verirken, mutlaka, verdiğinden daha çoğunu geri almaktadır. Bu aldığı şey ise, sevgi'dir! Sevgi, enerjinin paylaşımıdır! Sevgi; hastalığı yok eder. Sevgi; hastayı şifaya kavuşturur. Sevgi; en tesirli ilaçtan, milyarlarca kere daha kuvvetli bir ilaçtır/aşıdır. Sevgi alan, mutluluk almıştır. Mal ve mülk edinmenin, para sahibi olma isteğinin nihaî hedefi nedir? Mutlu olmak ve huzurlu yaşamak değil mi? Fakat bunlar para ile satın alınamaz ki!. Parayı, karşılık beklemeden verebilecek bir ruhsal cehd ve gayreti gösterirseniz, muhatabınız olan şahsın sevgi kaynaklarını açmış ve olumlu enerjileri kendinize doğru kanalize etmiş olursunuz..
Goethe Bir Ruhsal âlem varlığı ve tebliğleri. Bilim Araştırma Merkezi. 1981
sana aynen katılıyorum..
inceden içinin sızlamasına da..
ama..
seni doğru değerlendirenler var..
etrafında..
sevenler işte..
seni seviyorum..çocuk..
her zaman olduğu gibi..
ve umuyorum..
diliyorum ki..
bahsini ettiğin..ve..
sezdiğini söylediğin zor zamanları..
aşabilelim..
efendim..
belli bir kaynağın..bilgilerini..
yorumsuz aktardığım için..
"sevgi"
sayısal kavramı üzerinde..
bendenizi mazur görün..
"aşk" demeyi tercih ederdim..
ve efendim..siz..
halâ soğan'a takıksınız..
"granada" yı çözümleyiniz..
büklümlerinde gizlenmiş..ve..
nice detaylar!
keşf edeceksiniz..
ve o zaman..
"biçimsel ve nedensel soğan!" lara..
gereksiniminiz kalmayacak..
enerjiniz çok daha güçlü..
yayılacak..
dilerim..umarım..
2009-10-27 15:47:09 - verenleriniz ve verilecekleriniz bol olsun
Yazan: isimsiz
Bu zor günlerde kendimize yapabileceğimiz en iyi aşı
şu değindiğiniz konu herhalde "vermek-"bağışlamak"
ve sizin değiminizle "sakin kalıp olcakları uzaktan
seyretmek"
dimi..?
tavsiyeler çok yerinde ve doğru bana görede..
içim acıyor bu günlerde nedense?
derinden bir sızı düşüyor..incden,ince
vardır elbet bir nedeni henüz bulamadığım..
tahmin ettiğim tek şey sona yaklaştığımız
herhalde..
o nedemekse demeyin lütfen:)
öptüm ellerinizden
en derin sevgilerimle
seçil :)
Sevgi dağarcığa düştü mü,
haz gelir bağlanır
olur ona etene..
Başlar o muhteşem alışveriş
kesintisiz bu düzenekte..
Karakalem yazar çeperlerine
devr-i alem dünyayı..
Yetinmez o bununla,
sentez eder düş'ünü
yırtar kılıfını
ve
taşar aydınlığa
uyanır kozmik bilinç,
tortuların hacmine
kulak bile asmadan..!
İşte bu!
soğanı seviyor olmak
iyileşmenin yarısı ise
içindeki etken maddenin de
beyaz kan hücrelerini (wbc)
seviyor olması
iyileşmenin diğer yarısını
tamamlıyor..dur.. kanımca..
Hedef iyileşmek değildi tabi,
boşlukların hastalık yapmasına
izin vermemek..
"Yar bana bir eğlence medet"
diyen tedarikli amma
tedbirli sürüncemelerin
ruha ve bedene eşit dağılımlı zerk'i ile
anlamlı oluşu..
Ya da;
"Yıktın perdeyi eyledin viran,
varayım sahibine haber vereyim heman"
gibi telaş ve hiddetin tüm artı enerjiyi çekip,
ruhu ve bedeni pasifize eden
dahili ve harici yansımaları ile
elbette hastalığa bir illet gözüyle bakmaktan
dahi
kurtulamayız..dır..
Hamişim:
Pek narin bir fidan dikmiş üstad'ım
bu gün bahçesine..
Kendisine teşekkürü borç bilirim..
Beni yaşam telaşından arada bir sıyırıp,
kendisini okuyabilmenin,
fikir beyan edebilmenin
ve nihayetinde
faydada buluşabilmenin
ayrıcalığını yaşattığı için..
GOETHE' nin kendimi bulduğum
güzel sözlerinden biri;
herkesin..
"yeşil biber ve domatesleri.."
bahçesinde ekili"..olsa:))
ve verdiklerinin..
"rıza"
uğruna..
her bir zerresinin..
zor günlerde..
çocuklarına..eşine..ve..
sevdiklerine..
ve tabii kendisine..
bir "bağışlanma"..
olarak döneceğini bilse..