Tahayyülün iğvası, bir hayli hayat ve merhalelerle sizleri takib edecektir. Bu bir zarurettir. Zira, varlık, saf bir şuur ile; eşya/nesne ile kendisi arasında saf bir alâka kurmak mecburiyetindedir.
Yani, eşyanın hakiki mahiyeti, kalitesi ve niteliği hakkında açık bilgiye sahip olmalıdır. Adeta irade bir yana itilip doğrudan bir alış veriş, kendiliğinden muhavere, bir intıbak, bir doğrudan nüfuz lâzımdır. Halbuki, insan, eşyanın aslî zatı ile hiç bir zaman direkt temasta bulunamıyor.
Eşyanın aslî zatı, onun gerçek mahiyetidir. Mahiyete nüfuz ise, maddeye nüfuz demektir.
İşte nüfuza engel olan, irade ile gizli veya aşikâr sıkı bağları olan tahayyülünüz, eşya hakkında hükümler verir; halbuki bu yanıltıcıdır.
Varlık, bu bilgiyi, ancak uzun tecrübelerinin sonunda hak edeceği bir liyakat karşılığı konisinin mihrakından alır. Çünkü, her ne yaparsa yapsın, gerçek mahiyet hakkındaki bilgisi daima nakıstır.
Bu, insan ve insan-üstü haller için böyledir. Bu kadar. *Sadıklar Plânı Mahşer günü ve vazifeliler b.a.m-1965 TAHAYYÜL:
3. Kişinin bir sorun karşısında ve zihninde, o an ki realite değerleri/ölçüleri ile bir resim çizmesi.
4. Niyet/gaye ile direkt ilişkili; komplo kurmak/stilize etmek/kast etmek/model oluşturmak. İĞVA: 1. Yolunu şaşma/ ayartılma/yoldan çıkma/baştan çıkma/yanılgıya düşme.
2. Yetersiz bilgi ile ve acele ederek gaib ve mücerred sahaya/mevcudat sahasına, izinsiz/destursuz girilmesi/gaib'in taşlanması..ve sonucunda farkında olmadan etkilenilerek aldatıcı görüntüler/vizyonlar ile karşılaşma.
Bu durumda kalan kişi, aldığı vizyonları kendisinin oluşturduğu yanılgısı içine düşer/zann.
Ve oluşturduğunu zann ettiği modellerin yarattığı reaktif alanın etkisi altında kalır/obsession.
MAHİYET: 1. Bir şeyin içyüzü/aslı/esası/künhü/hakikatı. Bir şeyin neden ibâret olduğu.
2. "Mâhiyet, hakikatten daha umumidir. Hakikat; mevcudatta, mahiyet ise, hem mevcudat ve hem ma'dumatta müstameldir. (İşarat-ül İ'caz)
Hakikat; mevcudatta/görünmeyen sahada etkileşimler ve değişimler ile geçişler oluşur iken..
Mahiyet; ..ma'dumatta/ademiyatta/mevcudat dışı sahada/ eşyalar âleminde/madde âleminde/kâinatta da.. Müstamel; ..tüm eşya ve olayların her türlü devimi ve etkileşmesi, bir durumdan bir başka duruma her türlü geçiş/genel varoluş biçimi/ eşyaların reaktif etkileşimleri oluşmaktadır.
***Varlık, bu bilgiyi, ancak uzun tecrübelerinin sonunda
hak edeceği bir liyakat karşılığı konisinin mihrakından
alır. Çünkü, her ne yaparsa yapsın, gerçek mahiyet
hakkındaki bilgisi daima nakıstır.
Bu, insan ve insan-üstü haller için böyledir.
Bu kadar.***
Fikirdaşım, Üstad'ım merhaba..
mecâzi-zede olmayan
hususlarda sizinle
havanın beşte birini saran
gazdan
birkaç fırt nasiplenmek
fittness salonlarında
boy gösteren
oksijen bar avamlarından
bir hayli asilce geliyor..
Buna rağmen
her ne yaparsa yapsın,
gerçek mahiyet hakkında bilgisi daime nakıstır.
Asalet ise bizâtihi
tavrın hâdî yayılım ve salınımı ila
kademe kademe gelişir
kanaâtindeyim..
***
LÂ SONSUZLUK HECESİ'nden bir alıntı :
Bellikli, alemlerin var edicisi, bal ve süt ırmakları akan
cennetinde, hata yapmaya yeteneği, kabahât işlemeye meyli ,
muhalefet edecek hilkati olmayan, masum kılınmış meleklerinin
kusursuz tapıncıyla yetinmedi. Hür iradesiyle kendisini bilecek,
bilgisiyle kulluk edecek insanın boz bulanık taşkını önündeki
bendi bu yüzden çekti. Gizli saklı hazineydi. İki nokta arasındaki
yek-cümlede kendi sırrını kendine açmak istedi.
Evvelini saklı tuttu.
Ahirini gösterdi.
Varlığın özü muhabbet:))
Âdem'e sıra geldi akıbet..
***
Dıt.. dıt..
Bilgi küpü..müz hiç tükenmesin diliyorum..