Bir hikâyede işittim ki; "Merv Ülkesinde servi gibi genc bir şehzade varmış..o diyar halkı onun saltanat günlerini görmek için çırpınmakta imiş, memleket zamane gibi onun aşkına tutulmuş sanki..
Şehzadenin tazeliği eskileri telâş ve kavgaya salmış.. kendisi de bu yarı uyanık fitneden korku çekermiş.
Bir gece o fitne düşüncesi ile uyumuş. Rüyasında bir pir kendisine: "Ey yeni burçtan parlayan Ay!." demiş, "Eskiyi yık! Ey yeni açan gül..köhneleri kır!. Ta ki bu mülk sende karar kılsın..hayatın, huyundan daha güzel olsun!."
Şehzade derin uykusundan uyanınca o birkaç muhalif ihtiyarı aradan temizledi..Yenilikler kurdu, eskileri ise toparladı. Memleket taze padişahla beraber tazelendi.
Mülkü yakınların başlarının koparılması, kötü gidişli askerin dağılması daha hayırlıdır. Nasıl ki kurumuş dalların boynunu vurmazsan serviden taze filizler türemez..akar suyu köküne bağlamazsan çınar dâvaya el kaldırmaz..pınarın yolu güzelce temizlenmezse çamurlu topraklar içinden su sızmaz..
Huylarını düzeltmek meziyyeti, seninle beraber olduğunda kulaklarına güzel öğütler veren bir vaizdir.. bir an o kılıcı kınından çıkar da bak! Ey doğru düşünceli insan..ona karşı nasıl yalancılık yapabilirsin?
O nefes bir toprağın cevherinden değildir..senin toprağın da onunla birleşmekle temizlendi. Böyle bir mürşidin önünde her şeyini göz önüne getir..yoksa bütün bilgilerine bir kalem çek..servetten murat ve nasip almış devletlûler, sonsuz devleti kerem yönünden buldular.