İnce bir yalıtkan ile ayrılmış iki üstün iletken nesne arasında gerçekleşen elektron akımı.
İki üstüniletken arasındaki yalıtkan katmandan sızarak/tünelleme yolu ile elektron akışının gerçekleşmesi üstün nitelikli bir akım oluşturur.
Ancak bahsini ettiğim tünelleme ya da nitelikli akışın gerçekleşmesi ancak üstüniletkenlere bir gerilim uygulanmadığı durumunda ortaya çıkacaktır.
Eğer gerilim oluşturulursa, akım kesilerek hızla salınmaya başlar.
Kurama göre üstüniletkenlik, üstün iletken nesnede bulunmakta olan elektronların birbirleri arasında ilişkili/alâkalı devinimlerinin sonucu olmaktadır.
Bu ilişkinin bir bölümü, elektron çiftlerinin ortaya çıkması/oluşması biçimindedir.
Geçiş sıcaklığı olarak adlandırılan bir sıcaklığın altına soğutulduğunda, elektrik akışına karşı tüm direncini yitiren cisimlerin ortak adı üstüniletken olarak kabul edilmiştir.
Üstüniletkenlerin bir başka özelliği, dış magnetik alanların içlerine işlemesine izin vermemeleridir; bu açıdan bakıldığında tüm üstüniletkenler kusursuz birer DİYAMAGNETİK malzemelerdir.
DİYAMAGNETİZMA:
Düzensiz bir magnetik alanda, alana dik doğrultuda sıralanan ve üzerlerine etkiyen magnetik alanın bir bölümünü İÇLERİNDEN ATAN maddelere özgü magnetizm türü.
Tüm maddeler diyamagnetiktir. Ancak maddelerdeki diyamagnetizma, zayıf magnetik çekim ya da çok güçlü magnetik çekim gibi olayların etkisi ile PERDELENEBİLİR.
1. Kral Darius'un krallığının ikinci yılında, altıncı ay/elul'ün birinci günü, Rabb Haggay aracılığı ile, Şealtiel'in torunu YAHUDA/JUDAH/JUDAH HÂKİMİ Zerubbabil ve Yehosadak oğlu başkâhin YEŞU/ JOSHUA'ya seslendi;
1. İn the second year of king Darius, in the sixth month, on the first day of the month, the word of the Lord came by Haggai the prophet to Zarubbabel the son of Shealtiel, governor of JUDAH and to JOSHUA the son of Jehozadak, the hıgh priest saying;
KUR'AN: ŞÛRÂ: 42/50
50.Bununla beraber hiç bir beşer için kabil değildir ki, bir hicâb arkasından ve yâhud bir resul gönderip de izniyle ona dilediğini vahy ettirmesi müstesna, çünkü O çok yüksek, çok hakimdir.
50.Ve mâ kâne li beşerin en yükellimehullahü illâ vahyen ev min verâi hicâbin ev yürsile resûlen fe yûhiye biiznihî mâ yeşa', inne hu' aliyyün hakîm.
Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri Cilt: 6 Sayfa: 4255
Hamdi Yazır yorumu: Aynı sayfa
"Hicâb arkasından söylemek; Ba'zı ecsam ve samiâ'da/hazrevât/yeşiller'de kelâm halk edip işittirir de, işiten kimin söylediğini göremez."
SÖZLER 29. Söz Mukaddime Sayfa: 677
Evet, şu kâinatın her bir cihetinde, her bir dairesinde, ruhâniyat ve melâikelerden birer tâife, birer vazife-i ubûdiyetle muvazzaf olarak bulunurlar.
Bazı rivayat-ı ehâdisiyenin işaretleri ile ve şu intizam-ı âlemin hikmetiyle denilebilir ki;
Bir kısım ecsam-ı câmide-i seyyare, yıldızlar seyyaratından tut, tâ yağmur kataratına kadar bir kısım melâikenin sefine ve merakibidirler.
O melâikeler, bu seyyarelere izn-i ilahî ile binerler, âlem-i şehâdeti seyr edip gezerler, ve o merkeblerinin tesbihâtını temsil ederler.
Hem denilebilir;
Bir kısım Hayatdâr ecsâm, -bir hadîs-i şerifte "Ehl-i Cennet ruhları, berzah âleminde YEŞİL KUŞLAR'ın cevf'lerine girerler ve Cennet'te gezerler." diye işaret ettiği "TUYURUN HUDRUN" tesmiye edilen Cennet kuşlarından tut, tâ sineklere kadar bir cins ervâhın tayyareleridir.
Onlar, bunların içine emr-i Hak'la girerler; âlem-i cismaniyâtı seyr edip, o hayatdar cesedlerdeki göz, kulak gibi duyguları ile, âlem-i cismânîdeki mu'cizât-ı fıtratı temâşa ediyorlar, tesbihât-ı mahsusalarını edâ ediyorlar.
"Ol hangi acib sır ki, çıkar göklere İsa Kimdir çekilen çarmıha? kimdir yine Yuda?."