5/11/2009 - JONAH / YUNUS

YUNUS, RABB'DEN KAÇIYOR:
1-2: Rabb, bir gün Amittay oğlu Yunus'a, "Kalk, Ninova'ya, o büyük kente git ve halkı uyar" diye seslendi, "Çünkü kötülükleri önüme kadar yükseldi." 3: Ne var ki, Yunus Rabb'in huzurundan Tarşiş'e kaçmaya kalkıştı. Yafa'ya inip Tarşiş'e giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, Rabb'den uzaklaşmak için Tarşiş'e doğru yola çıktı. 4: Yolda Rabb, şiddetli bir rüzgar gönderdi denize. Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı. 5: Gemiciler korkuya kapıldı, her biri kendi ilahına yalvarmaya başladı. Gemiyi hafifletmek için yükleri denize attılar. Yunus ise teknenin ambarına inmiş, yatıp derin bir uykuya dalmıştı. 6: Gemi kaptanı Yunus'un yanına gidip, "Hey! Nasıl uyursun sen?" dedi, "Kalk, Tanrı'na yalvar, belki halimizi görür de yok olmayız." 7: Sonra denizciler birbirlerine, "Gelin, kur'a çekelim" dediler, "Bakalım, bu belâ kimin yüzünden başımıza geldi." Kur'a çektiler, kur'a Yunus'a düştü. 8: Bunun üzerine Yunus'a, "Söyle bize!" dediler, "Bu bela kimin yüzünden başımıza geldi? Ne iş yapıyorsun sen, nereden geliyorsun, nerelisin, hangi halka mensupsun?" 9: Yunus, "İbrani'yim" diye karşılık verdi, "Denizi ve karayı yaratan göklerin Tanrısı Rabb'e taparım." 10: Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler. "Neden yaptın bunu?" diye sordular. Yunus'un Rabb'den uzaklaşmak için kaçtığını biliyorlardı. Daha önce onlara anlatmıştı. 11: Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunus'a, "Denizin dinmesi için sana ne yapalım?" diye sordular. 12: Yunus, "Beni kaldırıp denize atın" diye yanıt verdi, "O zaman sular durulur. Çünkü biliyorum, bu şiddetli fırtınaya benim yüzümden yakalandınız." 13: Denizciler karaya dönmek için küreklere asıldılar, ama başaramadılar. Çünkü deniz gittikçe kuduruyordu. 14: Rabb'e seslenerek, "Ya Rabb, yalvarıyoruz" dediler, "Bu adamın canı yüzünden yok olmayalım. Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma. Çünkü sen kendi istediğini yaptın, ya Rabb!" 15: Sonra Yunus'u kaldırıp denize attılar, kuduran deniz sakinleşti. 16: Bu olaydan ötürü denizciler Rabb'den öyle korktular ki, O'na kurbanlar sundular, adaklar adadılar. 17: Bu arada Rabb, Yunus'u yutacak büyük bir balık sağladı. Yunus üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı. YUNUS'UN DUASI:
1: Yunus balığın karnından Tanrısı Rabb'e şöyle dua etti: 2-9: "Ya Rabb, sıkıntı içinde sana yakardım, Yanıt verdin bana. Yardım istedim ölüler diyarının bağrından, Kulak verdin sesime. Beni engine, denizin ta dibine fırlattın. Sular sardı çevremi. Azgın dalgalar geçti üzerimden. 'Huzurundan kovuldum' dedim, 'Yine de bakacağım kutsal tapınağına.' Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma. Dağların köklerine kadar battım, Dünya sonsuza dek sürgülendi arkamdan; Ama, ya Rabb, Tanrım! Canımı sen kurtardın çukurdan. Soluğum tükenince seni andım, ya Rabb, Duam sana, kutsal tapınağına erişti. Değersiz putlara tapanlar, Nankörlük etmiş olurlar. Ama şükranla kurban sunacağım sana, Adağımı yerine getireceğim. Kurtuluş senden gelir, ya Rabb!"
10: Rabb, balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu.
YUNUS, RABB'E BAĞLILIĞINI BİLDİRİYOR:
1: Rabb, Yunus'a ikinci kez şöyle seslendi: 2: "Kalk, Ninova'ya, o büyük kente git ve sana söyleyeceklerimi halka bildir." 3: Yunus Rabb'in sözü uyarınca kalkıp Ninova'ya gitti. Ninova öyle büyük bir kentti ki, ancak üç günde dolaşılabilirdi. 4: Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, "Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!" diye ilan etti. 5: Ninova halkı Tanrı'ya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula/sackcloth sarındı. 6: Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula/sackcloth sarınarak küle/ashes oturdu. 7-9 Ardından Ninova'da şu buyruğu yayımladı:
"Kral ve soyluların buyruğudur: Hiçbir insan ya da hayvan - ister sığır, ister davar olsun - ağzına bir şey koymayacak, otlamayacak, içmeyecek. Bütün insanlar ve hayvanlar çula sarınsın. Herkes var gücüyle Tanrı'ya yakararak kötü yoldan, zorbalıktan vazgeçsin. Belki o zaman Tanrı fikrini değiştirip bize acır, kızgın öfkesinden döner de yok olmayız."
10: Tanrı Ninovalılar'ın yaptıklarını, kötü yoldan döndüklerini görünce, onlara acıdı, yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.
YUNUS, RABB'İN ACIMASINI YADIRGIYOR:
1: Yunus buna çok gücenip öfkelendi. 2-3: Rabb'e şöyle dua etti: "Ah, ya Rabb! ben daha ülkemdeyken böyle olacağını söylemedim mi? Bu yüzden Tarşiş'e kaçmaya kalkıştım. Biliyordum, sen lütfeden, acıyan, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin, yapacağı kötülükten vazgeçen bir Tanrısın. Ya Rabb, lütfen şimdi canımı al. Çünkü benim için ölmek yaşamaktan iyidir." 4: Rabb, "Ne hakla öfkeleniyorsun?" diye karşılık verdi. 5: Yunus kentten çıktı, kentin doğusundaki bir yerde durdu. Kendisine bir çardak yaptı, gölgesinde oturup kentin başına neler geleceğini görmek için beklemeye başladı. 6: Rabb Tanrı, Yunus'un üzerine gölge salacak, sıkıntısını giderecek bir keneotu sağladı. Yunus buna çok sevindi. 7: Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrı'nın sağladığı bir bitki kurdu, keneotunu kemirip kuruttu. 8: Güneş doğunca Tanrı yakıcı bir doğu rüzgarı estirdi. Yunus başına vuran güneşten bayılmak üzereydi. Ölümü dileyerek, "Benim için ölmek yaşamaktan iyidir." dedi. 9: Ama Tanrı, "Keneotu yüzünden öfkelenmeye hakkın var mı?" dedi. Yunus, "Elbette hakkım var, ölesiye öfkeliyim" diye karşılık verdi. 10-11 Rabb, "Keneotu bir gecede çıktı ve bir gecede yok oldu" dedi, "Sen emek vermediğin, büyütmediğin bir keneotuna acıyorsun da, ben Ninova'ya, o koca kente acımayayım mı? O kentte sağını solundan ayırt edemeyen yüz yirmi bini aşkın insan, çok sayıda hayvan var."
KUR'AN SAFFÂT: 139-148
Şübhesiz Yunus de o mürselînden. Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı, kur'a çekmişti de kaydırılanlardan olmuştu. Derken, kendisi balık yuttu. Melâmette idi, Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi, her halde ba'solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı. Hemen biz onu alana attık. Hasta idi Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hattâ artıyorlardı. O vakıt ona iyman ettiler. Biz de onları bir zamana kadar istifade ettirdik KUR'AN KALEM: 48-50
"O halde sabret rabbının hukmüne! Sahib-i hût/Yunus gibi olma! Hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti! Rabb'inden O'na bir ni'met yetişmiş olmasa idi, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da, salihînden kıldı."
Elmalılı Tefsiri:
"Hasılı, Allah'ın kalemi ile yazdığı takdirine sabr et. Cefalara tahammül eyle de, yarın için vereceği hükmü gözet, sabırsızlıkla kavmına kızıp, öfke ile zulümâtta habse düşen Yunus gibi olma.
Hiç bir vech ile onun gibi olma değil, ancak şu hal ve vakıtta ki Yunus gibi olma: O vakıt ki O, makzum, ya'ni öfke ile nefesi tıkanmış bir halde nidâ etmişti, inlemişti.
Maamafih burada maksud kime, nasıl nidâ ettiğini anlatmak değil, yalnız öfke ile boğulacak bir halde nidâ etmiş olduğunu anlatmaktır.
Eğer Rabb'inin ni'meti O'na yetişmiş olmasa idi- tevbe ve nedametle tesbihi ilham edip ve duasına icabetle imdad etmese idi her halde O, fazaya; çıkarıldığı açıklığa; âlana mezmum bir halde atılacaktı- gerçi ilel'ebed balığın karnında kalmıyacak, her ne olsa atılacaktı, lâkin iyi, memduh bir şey olarak değil, mezmum, fena bir halde atılacaktı.
Demek ki O'nun oraya düşmesi ve düşmesine sebeb olan öfkesi ve sabırsızlığı iyi bir şey değildi, fakat Rabb'ı onu ictiba buyurdu-o tabîatte bırakmadı ıstıfa eyledi, inayetiyle derdi topladı, süzdü, mezmum olmaktan korudu, öfkeden, gamdan kurtarıp yeni baştan vahyine mazhar eyledi de O'nu salihlerden kıldı-yüzbinlere risalet ve şefaat için gönderdi, onları o sebeble azâbdan kurtarıp istifade ettirdi, kendisini salâhta kemale irmiş mürselînden kıldı.
Demek ki her şey gaybe âlim olan Rabb'in yazısı ve hükmü ile cereyan eder ve O'nun takdirinde asıl irade kendisinin olmakla beraber istikbali hâle, hâli mâziye rabt eden ve her hâli istikbalde bir akıbete doğru götüren ve aynı zamanda insanlara da takdirine göre bir salâhiyyet veren ve bu suretle her hususa hususiyetine göre iyi veya kötü neticeler terettüb ettiren, onun da her lâhzası yine O'nun hükmüne bağlı olan bir nizam vardır.
Kâinat bu suretle kalemi Hakkın yazdığı ve yazacağı satırların müfadıdır."
|