14/5/2009 - EPIPHYSIS / CONTROLL
EPİFİZ: KOZALAKSI BEZ
Omurgalılarda bulunan, işlevi tam olarak aydınlatılamamış iç salgıbezi.
Beyindeki DIENSEFAL/ARABEYİN tavanında yapışık olarak gelişen epifiz, bazı basit yapılı omurgalılarda hemen hemen göz kadar iyi gelişmiş bir duyu organıdır.
Bazılarında ise bu düzeyde gelişmemiş ışık alıcısı olarak işlev görür.
Epifiz'in iç salgıbezi olarak bilinebilen tek işlevi MELATONİN hornonunu üretmektir; bu hormon siyah ya da koyu kahve rengi bir pigment olan melaninin, melanofor denen pigment hücrelerinde yoğunlaşmasını sağlar.
EPIPHANEIA: GÖRÜNÜŞ/ORTAYA ÇIKMA
Eski Yunan'da tanrıların yüceliklerini ölümlülere göstermeleri. Kişi ya da durumla ilgili önemli bir gerçeğin birdenbire ortaya çıkışı.
Homeros'a göre düzenli ortaya çıkan, insanlara yardım eden onlarla savaşan ya da sevişen tanrılar.
Herodot'a göre hastalara, acı çekenlere çoğu zaman düşte ve bazen uyanık halde de görünür hale gelen Asklepios gibi iyileştirici epifanyalardan bahseder.
EPİFENOMENALİZM:
Zihinsel ya da ruhsal olayların mekanik beyin süreçlerinin yan ürünü olduğunu ileri süren felsefe kuramı.
Kurama göre, beyin süreçlerinin zorunlu sonucu olan olayların kendi başına hiçbir nedensellik etkisi yoktur. Belirli bir düşünce beynin özgül bir durumunun ürünüdür, bütünsel sürecin doğal bir parçasıdır; ama hiçbir biçimde beyni, bütünsel süreci ya da başka herhangi bir şeyi etkilemez.
Bu kuram, zihnin gerçek bir tinsellik taşıdığını ve dolayısıyla da tinsel bir ruhun varlığını yadsır.
EPIPHENOMENON:
Sonuç yaratmada başlı başına etkisi olmayan, başka olayların yanında yer alan ikincil olay. Yan tesir / Gölge olay
|