10/10/2009 - BÜYÜCÜLER DÜNYASINA GİRİŞ / RÜYACI

Örnek:1
Büyücüler, egolarının ölüm acısına katlanırlar ve yeniden doğmanın coşturucu sevincini tadarlar.
Doğar doğmaz, bir bebeğe, binyılların bayatlamış şablon kişisel senaryo ile, içinde yaşadığı dünyaya ilişkin standart kalıp bir dünya tanımı empoze edilir. Bebeğin, bu yutturmacaları reddetme şansı yoktur.
Büyücüler, farkındalıklı kişiler olarak, yedikleri bu kazığı sindiremeyip, ondan kurtulma yolunu seçerler. Yani, uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra, bencillik/ ego senaryosuyla dünya tanımını silerler. Bu silme sürecine mecaz olarak "ölüm", ardından görkemli senaryosuzluk ve tanımsızlığa da "yeniden doğuş" diyoruz.
Örnek:2
Büyücüler, farkındalıklarını geliştirebilmek amacıyla erk ve enerji biriktirirler.
Bebek büyüyüp az da olsa farkındalığı geliştikçe, yaşamı boyunca alışageldiği zırhlarından, prangalarından kurtulmak için büyük miktarda enerjiye gereksinme duyar. Büyücüler buna "erk biriktirmek" derler. Tekdüze modern yaşamın bunaltıcı kalıplarını kırıp, yeni ve daha insanca senaryolar üreterek farklı yaşam düzeylerine geçebilmek için, ekstra erk birikimi kaçınılmazdır.
Ne var ki, birçok aydın kadın ve erkek, bu erk biriktirmeyi, başkaları üzerinde üstünlük kurma ve zorbalıkla eş tutarlar. Oysa, hedeflenen erk birikimi, yalnızca “yanlış senaryo ve tanımların diktatörlüğünü ve kıyımını silip atma” savaşında kullanılır.
Örnek:3
Büyücüler, kendilerini çevreden ve başka insanlardan ayrı, onlara yabancı varlıklar olarak görmezler.
Başıma en çok gelen bir açmazdır bu: zira, ne kadar zeki ve okumuş da olsalar (aslında, okumuş oldukları için salt entelektüel yaklaşımı benimsediklerinden ötürü), sıradan kişiler kendilerine duyulan ilgiyi, yakınlaşma isteğini, aşkı, aşılanan senaryo gereği, daha kendi duygu ve bedensel dürtülerinin farkında olmaksızın, “yabancılardan uzak dur” kuralına uyarak dışlarlar ve birtakım köhne nedenlerden dolayı kendilerini savunma stratejisini benimserler.
Oysa büyücüler şöyle davranır: insanın teni, sıradan insan için, kendisini dış dünyadan, başka insanlardan yani nesne ve yabancılardan ayıran bir zırhtır, bir sınırdır. Onun için onlara dokunmak, onlara temas etmek istemeniz, onların pek korktuğu, dehşet verici yasak bir olgudur.
Büyücü için ise, teni, kendisini dış dünyadan/başkalarından ayıran sınır değil, tam tersine, ilgi duyduğu şey ve kişilerle temasa geçmeye, onlarla bütünleşmeye olanak sağlayan bir serbest limandır, bir alışveriş noktasıdır.
RÜYACI FLORINDA DONNER Don Juan’ın Kadın Çömezlerinden
f. donner Çeviren: NUR YENER
Kitaba ön söz: NEVZAT ERKMEN
|