31/10/2009 - BARNABA İNCİLİ - 95/96 BÖLÜMLER

Barnaba aslen Kıbrıslı olup yahudi bir aileden doğmuştur. Asıl adı Joseph/Yusuf' tur. Barnaba ismi ise teselli oğlu anlamında ona sonradan verilmiş bir lâkaptır. Barnaba' nın kaleme aldığı İncil, İsa'nın bir şakirdi, yani zamanının çoğunu, mesajını yaydığı üç yıllık süre içinde bizzat İsa'nın yanında geçiren bir kişi tarafından yazılmış ve bugüne kadar gelmiş, bilinen tek İncil'dir.
Kabul edilmiş dört İncil'in yazarlarının aksine, O İsa ile doğrudan teması olmuş ve öğretisini doğrudan İsa' dan almış biriydi.
Barnaba İncili, MS. 325'e kadar İskenderiye Kiliselerinde kanonik/gerçek/sahih bir İncil olarak kabul ediliyordu. Tevhid inancı lehinde yazan Iraneus'dan (MS.130/200) bu İncil'in İsa'nın doğumundan sonraki birinci ve ikinci yüzyıllarda elden ele dolaştığı anlaşılmaktadır. Roma'nın paganizmi ve Eflâtun'un felsefesinin İsa'nın aslî öğretileri içerisine girmesinden sorumlu olmakla suçladığı Pavlus'a karşı çıkan İraneus, savunduğu fikirlerini desteklemek için Barnabas İncili'nden geniş alıntılarda bulunmuştur.
Ancak, MS.325 de toplanan İznik Konsülü, yüzlerce İncil yorumu yazımla birlikte, Barnaba İncili'ni de yasaklıyor ve sadece seçilen dört tanesini gerçek kabul ediyordu. Konsül ayrıca teslis/üçleme'yi, Pavlus Kilisesinin resmî inancı olarak ilân etmişti. Seçilen ve resmî olarak kabul edilen İnciller; Matta, Luka, Markos ve Yuhanna/john'un yazdıkları kitaplardır. Bunların dışındaki tüm İncillerin imhâ edilmesi, ayrıca geçerliliği tanınmamış Inciller'den birini yanında bulunduranın öldürüleceğine dair emirler çıkarıldı.
M.S. 366'da papa olan Damasus'un (304-384), Barnaba İncili'nin okunmaması hakkında buyrultu yayınlandığı kaydedilir. Buyruk, M.S. 395'te ölen Sezarya piskoposu Gelasus tarafından desteklenmiştir. Bu piskopos İncil'i Apoler; fal kitaplar listesine almıştır.
Apokrifa/apocrypha basitçe 'halktan gizlenen' demektir. Böylece, daha bu aşamada İncil kimsenin eline geçmez olmuştur.
Aşağıya aldığım yazılar, Barnaba İncili'nin 95. ve 96. bölümlerine aittir:

Ardından, vali, başkâhin ve kral, İsa'dan halkı susturması için, yüksek bir yere çıkıp halka konuşmasını rica ettiler.
O zaman İsa, tüm İsrailîler kuru ayakkabılarla geçerlerken Yuşa'nın Ürdün'ün orta yerinden on iki kabileye aldırttığı oniki taştan birinin üzerine çıktı ve yüksek sesle dedi:
"Kâhinimiz yüksek bir yere çıksın da, oradan benim sözlerimi tasdik etsin."
Bunun üzerine, kâhin oraya çıktı; İsa, herkes duysun diye, ona ayrıca dedi:
"Allah'ın va'dinde ve ahdinde, Allah'ımızın bir başlangıcı olmadığı ve hiç bir zaman sonunun da olmayacağı yazılıdır."
Kâhin, karşılık verdi: "Aynen böyle yazılıdır orada."
İsa dedi: "Allah'ımızın yalnızca Kendi Sözü'yle her şeyi yaratmış olduğu yazılıdır."
"Aynen öyledir." dedi kâhin.
İsa dedi:
"Allah'ın değişmeyen, cisimsiz ve hiç bir şeyden oluşmamış olması nedeniyle görünmez ve insan zihninden gizli olduğu yazılıdır."
"Öyledir, gerçekten» dedi kâhin.
İsa dedi:
"Allah'ımız sınırsız ve sonsuz olduğundan, gökler göğünün onu ihata edemiyeceği yazılıdır."
"Süleyman Peygamber de böyle söyledi ey İsa» dedi kâhin.
İsa dedi :
"Allah'ın yemediğinden, uyumadığından ve her hangi bir eksiklikle ma'lûl olmadığından, hiç bir şeye ihtiyaç duymadığı yazılıdır.
"Öyledir." dedi kâhin.
İsa dedi:
"Allah'ımızın her yerde olduğu ve vurup düşüren ve bütünleştiren ve razı olduğu her şeyi yapan O'ndan başka hiç bir ilâh olmadığı yazılıdır.»
"Öyle yazılıdır." diye karşılık verdi kâhin.
O zaman İsa ellerini yukarı kaldırarak dedi:
"Allah'ımız Rabb, tersine inanacak herkese karşı şahit olarak, senin hükmüne getireceğim inancım budur."
Ve, halka dönerek dedi:
"Kâhinin, 'Allah'ın ebediyete kadar ahdi olan Musa'nın kitabında yazılıdır,' dediği şeylere bakarak tevbe edin ki günahınızı idrak edebilesiniz; çünkü ben görünen bir insan, yeryüzünde yürüyen diğer insanlar gibi ölümlü bir çiğnem çamurum. Benim bir başlangıcım oldu, sonum da olacak ve ben bir sineği bile yeniden yaratamayan biriyim."
Bunun üzerine, halk sesli sesli ağlayıp dedi:
"Günah işledik sana karşı Allah'ımız Rabb; bize merhamet et."
Sonra kutsal şehrin güvenliği ve Allah'ın kızarak onu milletlerin ayaklarının altına teslim etmemesi için İsa'ya dua et diye hepsi de yalvardılar. Bu durum karşısında, İsa ellerini kaldırarak, kutsal şehir ve Allah'ın insanları için dua etti.
Herkes bağrışıyordu: "Amin, amin!."
Dua bitince kâhin yüksek bir sesle dedi:
"Dur İsa, çünkü, milletimizi sakinleştirmek için senin kim olduğunu bilmemiz gerekiyor."
İsa karşılık verdi:
"Ben, Davud soyundan Meryem oğlu İsa, ölümlüyüm ve Allah'tan korkan bir insanım ve şan, şeref ve azametin Allah'a verilmesine çalışıyorum."
Kâhin cevap verdi:
"Musa'nın kitabında, Allah'ın ne dilediğini bize ilân edecek ve dünyaya Allah'ın rahmetini getirecek olan Mesih'i, Allah'ın bize herhalde göndereceği yazılıdır. Bu bakımdan, senden rica ediyorum, bize gerçeği söyle, sen beklediğimiz Allah'ın Mesihi misin?"
İsa cevap verdi:
"Allah'ın böyle va'd ettiği doğrudur. Fakat ben kuşkusuz o değilim, çünkü o benden önce yaratılmıştır ve benden sonra gelecektir."
Kâhin karşılık verdi:
"Sözlerin ve alâmetlerinden ne olursa olsun inanıyoruz ki, sen Allah'ın peygamberi ve bir mukaddesisin. Bu nedenle, Yahudiye ve İsrail adına senden rica ediyorum ki, Allah aşkına bize Mesih'in ne şekilde geleceğini anlatasın."
İsa cevap verdi:
"Ruhumun huzurunda durduğu Allah sağ ve diridir ki, Allah, babamız İbrahim'e; 'Senin soyundan yeryüzünün tüm kabilelerini kutsayacağım.' diye va'd etmişse de, ben yeryüzünün tüm kabilelerinin beklediği Mesih değilim. Fakat, Allah beni dünyadan çekip alınca, şeytan dinsizleri benim Allah ve Allah'ın oğlu olduğuma inandırarak, bu lânetli fitneyi yeniden çıkaracak, bu şekilde sözlerim ve akidem öylesine tahrif edilecek ki, ortada otuz mü'min ya kalacak, ya kalmayacak. Bunun üzerine Allah dünyaya acıyacak ve herşeyi kendisi için yaratmış olduğu Elçisi'ni gönderecek; O güneyden kuvvetle gelecek, putatapıcılarla birlikte putları yok edecek; şeytan'dan insanlar üzerindeki egemenliğini alacak. Yanında, kendisine inanacak olanların kurtuluşu için Allah'ın merhametini getirecektir. Onun sözlerine inanacak olanlara ne mutlu."
MUHAMMED O'nun kutlu adıdır."
|