İki kimliği bir arada yaşatma yeteneği olan ve bağlı olduğu geleneksel DÜSTUR'lar bağlamında bir çok dönemler geçirerek ve özdeğini ön plande tutarak olgunlaşan öğrenci/öğretici/ öğreti.
SATYR OYUNU:
Eski Yunan'da, klasik tragedya üçlemesinin ardından izleyiciyi eğlendirip-rahatlatmak gayesi ile sunulan BÜRLESK* komedi.
Tragedyada genellikle konuya temel olan bir efsane kahraman yer alır. Korkak, şehvet, şarap düşkünü 11 SATYR'den oluşan koro bu kahramana eşlik eder.
SATYR:
Eski Yunan Mitolojisinde, tanrı Dionysos ile ilişkilendirilen yarı insan-yarı hayvan yaratıklar. Satyr'leri, bedenlerindeki hayvanî özellikleri en aza indirmiş genç yakışıklı bir erkek gibi gösteren heykel ustası PRAKSİTELES, yeni bir satyr tipi yaratmıştır.
PRAKRIT:
Oluşum halindeki sonsuz ve algılanamaz maddi doğa. RUH/BEN ile birleşerek var olan maddi dünyanın yaradılışı ile sonuçlanan çok aşamalı evrim/evolution sürecini başlatır.
Prakrit içine habs olan benlik bu noktada yalnızca gözlemde bulunur, görgü edinir.
Kurtuluş, benliğin prakrit'ten ayrılışı demektir ki bu ondan tümüyle farklı olduğunu ve onun tarafından içerilmediğini bilmekle belirginleşir.
*BÜRLESK: Edebiyatta bir konu ile işlenişi arasındaki aşırı uyumsuzluğa dayanan, ciddi bir edebi ya da sanatsal biçimin komik öykünmesi.
Kişinin subjektif sorun ya da sorunlarını çözümlemek amacı ile derin düşünme mod'una geçme hali ya da derin meditasyon/vecd; özünde problemin konu ve nesnesi ile, uygulayıcının bir olması (düalitenin ifna'sı) noktasıdır.
Ancak, acele ile/yeterli bilgi edinilmeden/gerekli şartlar oluşturulmadan bilinçüstü'ne ulaşma aşamasına geçiş, uygulayıcının kaçınılmaz engeller ile karşılaştığında ve o noktada; sıkışıp kalma/squeezed, dağılma/dissociation ve erime/fission tehlikelerini de içerir.
Kişinin trans halinde; hatıra, hayal ve bağlı düşünceleri, ve bağlı aldığı vizyon/obje değerlendirmeleri, sorumsuzca gezindiği üçboyut arasında ve bir bakıma mutlu ruh haliyle düalitik vizyonların cazibesine kapılmasına ve çekim sahası içerisinden çıkmak istememesine yol açar.
Ki ve bu bahsini ettiğim saha reaktif enerji ortamıdır.
Âlem-i Mücerred/Paralel ve soyut bir ortam olan figürler/mesel âleminde, mevzu ve mahmulleri/ insan ve yüklendiği program, içeriği ve buna bağlı uygulamaları oranınca; hayal-usavurma-akıl yolu koordinatları alınarak yapılacak kestirim sonucu/kod, kat'iyy-üd delale ya da şey ve ibarelerin içerdiği/ifade ettiği gizli mânalar hiçbir şüpheye meydan vermeksizin/ vermeyecek biçimde apaçık ortaya çıkar/keşf.
Ancak ve sözün başında ifade ettiğim gibi bu hal bireyin evveliyat yüklendiği program gereği olup, taşıyıcının program içeriğini eyleme sokmak dışında hiç bir etkisi olmamaktadır.
Bilinç ve içerdiği enstrümanlar ve bireyin enstrümanları ahenkli tarzda bir araya getirebilmek için göstereceği samimi çaba ve de bu süreçte uğrayacağı maddi ve manevi kayıpları hedefine erim noktasında göze alması konunun esasını teşkil etmektedir.
Hz. Peygamber devrinde tesbit ve tertib edilen, halife Ebû Bekir zamanında kitap halinde bir araya getirilen ve halife Osman'ın emriyle çoğaltılıp İslâm ülkelerinin önemli merkezlerine de gönderilen Kur'an nüshalarının yazısı NOKTASIZ ve HAREKESİZ* idi.
Fakat İslâm fütuhatı genişleyip Arap olmayan unsurlar müslümanlığı kabul edince, bunlar, noktasız va harekesiz Kur'an metnini okumakta güçlük çekmeye başladılar.
Bu sebeble, hicrî birinci asrın ortalarından itibaren, Kur'an metnine hareke konulmaya başlanmış, bu iş, ikinci asrın ortalarına kadar devam etmiştir.
Daha sonra, Kur'an-ı Kerîm'in, kendisine mahsus kıraat kaidelerine/tecvid'e uygun bir şekilde okunabilmesi için, metne diğer bazı işeretler de ilâve edilmiş ve bugünkü mushaflarda gördüğümüz yazı ve işaretlerle Kur'an Hattı/ Resm-i Hatt-ı Kur'an, değişmeyen son şeklini almıştır.
İNCİL: YOHANNA'NIN VAHY'İ REVELATION: Örnekler ile esrarlı ve gizli ve etkileyici ışıklı vizyonlar/illuminated'in subjective anlatımı. BAB: 21/22-27
KEŞF'EDİLEMEMİŞ JERUSALEM'İN GÖRKEMİ
Kentte tapınak görmedim. Çünkü buranın tapınağı Evrensel Egemen Rab Tanrı ve Kuzu’dur. Kentin aydınlatılmak için ne güneşe gereksinimi var, ne de aya. Çünkü Tanrı’nın yüceliği onu aydınlatmıştır. Şamdanı ise Kuzu’dur. Uluslar O’nun ışığıyla yürüyecek. Yeryüzü hükümranları da yüceliklerini O’na getirecek. Kentin kapıları hiçbir gün kapanmayacak. Çünkü orada gece olmayacak. Ulusların yüceliğini ve onurunu O’na getirecekler. Kente bayağı hiçbir şey girmeyecek. İğrençlik işleyen, yalan söyleyen de oraya girmeyecek. Yalnız Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek.
THE GLORY OF THE NEW JERUSALEM
But I saw no temple in it, for the Lord God Almighty and the Lamb are its temple. The city had no need of the sun or of the noon to shine in it, for the glory of illuminated it. The Lamb is its light. And the nations of those who are saved shall walk in its light, and the kings of the earth bring their glory and honor into it. Its gates shall not be shut al all by day (there shall be no night there) And they shall bring the glory end the honor of the nations into it. But there shall by no means enter it anything that defiles, and causes an abomination or a lie, but only those who are written in the Lamb's Book of life.
*YOL ÜZERİNDE BEKLEYEN TEHLİKE: "ERROR ANALYSIS"
KUR'AN ZUHRÜFÂ:43/57,58-61
57: Meryem'in oğlu, bir ÖRNEK/MESEL olarak ortaya konunca, senin toplumun buna karşı hemen bağırıp çağırmaya başladı.
58: Dediler ki: "Bizim tanrılarımız mı hayırlı, o mu?" Bunu sana sadece ÇEKİŞME/CEDELÂ olsun diye verdiler.
Ve lemmâ durib ebn ü meryeme MESEL en izâ kavm ü ke minhü yesiddûn
Ve kâlû eâlihetünâ hayrün em hüve mâ dar ebûhüleke illâ CEDELÂ
*HÜKÜM: "STATUTE/SENTENCE"
61: Hiç kuşkusuz O, KIYAMET SAAT'i için bilgidir. O halde sakın o saat hakkında şüpheye düşmeyin!
Ve innehu le'ilm ün lissâ'ati, felâ temterünne bihâ vettebi'ûn
64: İsa, açık-seçik kanıtlar/beyyine ile geldiğinde şöyle söylemişti:
"Kuşkusuz, Allah hem benim Rabbimdir ve hem de sizin Rabbiniz. O halde O'na kulluk/ibadet edin! İşte bu, dosdoğru bir yoldur."
"İnnallahe hüve rabbî ve rabbüküm fa'büdûh, hâzâ sırâtun müstakîm."
"Die toten kamen zurück von Jarusalem, wo sie nicht fanden, was sie suchten. Sie begehrten bei mir Einlass und verlangten bei mir Lehre und so lehtre ich sie:"
"Ölüler aradıklarını bulamadıkları Jerusalem'den geri geldiler. Benden içeriye kabul istediler, onlara öğretmemi istediler, ben de onlara öğrettim:"
And he said: "What shall I cry?" "All flesh is grass,"
Güneş'in altında yaşayan tüm beşer sistemi belli bir problem/sorun ile her an karşı karşıyadır. (türev/involution vision and voice/echo)
Ve bu durumdaki beşer, eşzamanlı olarak çözüm için belli bir gaye/sonuca yönelik ve fakat henüz etkinliğe dönüşmemiş potansiyel güç/temayül ya da pırıltıcık'a da sahiptir.
Yöneylem araştırması noktasında-ki şuur an'ıdır-beşer, yol ve yöntem/taraf'ını belirlerken temayülünü; nesne sorgulama/tasavvur ve bir anlamda çözüm için gerekli bir üstbilgi'ye ulaşma yolu/tercihini de belli etmekte ve bildirmektedir.
Şimdi, ifade edilmek istenen/bilinmesi istenilen önemli nokta şu olmaktadır: Temayül'e sahip beşer bu özelliğini unutmuş görünmekte ve kullanamamaktadır.
Dolayısı ile sorunlarını sürekli ötelemekte ve doğal olarak artırmaktadır. Artık ses ve vizyonların içerdikleri anlam kilitlenmiş ve bir diğer ifade ile beşer "ÖLÜ" konumuna geçmiştir.
KUR'AN NEML: 80-81
"Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın."
Tümleyici bilgiler:
Diğer bir parametreden bakıldığında durumu şöyle de algılayabiliriz; Foton ve fonon-elektron çarrpışımları manyetik alanı tümleşik çevrim sahasında iletkenler farklı durumlar gösterir ki konu ile ilgili bilgiler aşağıda gösterilmiştir:
Kurgulama/imgelem/hâyal kurma/imagination/zühul, herhangi bir konuda fikir edinmek, karara varmak ve hükme ulaşmak için yeterli bilgi ve ölçüleri veremez.
Şuur; bu konuda, az da olsa kişiye yol gösterecek bilginin bağlantı noktasına ulaşabilme imkânını verir.
Bir ifade ile, imge/object/biçim/nesne'lerin yüklendiği isim ve sıfatlar/esma-ül hüsna ve bağlı üstsoy'a ait aktarma vizyonlar, potansiyelinde farklı bilgileri de içeren tümleşik çevrim/entegre devir'dir.
Şuur; kavram/im/işaret/code olarak ortaya konulan nesne/şey'lerin, decode/manâ açılımı ya da kişi'nin bakış, düşünüş ve dönüş eylemini, bir an için, bahsini ettiğim biçimlerden çevirerek isim ve sıfatların neyi anlatmak istediği, hangi haberlere yönelik bilgi taşıdığı noktasına yönsemesidir.
Ruh ile Kürsî/iyelik/taht üzerinde Kral Tanrı arasındaki sonsuz uçurum ve hatta mistik vecd/ mystique rapture/gizemci esrime/gaşy'nin en yüksek mertebesi/aşamasında bile doldurulamamış..
Mistik için Tanrısal Birşey'de kendiliğinden varlık/ immanence/sürekli kontrol eden/heryerde'lik yoktur.
Tanrı kavramının bu keyfiyet/vasıf/eşey/gensel türev'i pozisyonuna "basileomorphism*" adı verilmiş.
Kendiliğinden varolma kadar az çok Tanrı Sevgisi de bahis konusu değildir. Halık ile Mahlûk ayrı duruyorlar. Vecd halindeki mistik, bütün kapılardan geçmiş, her türlü tehlikenin üstesinden gelmiş, ve artık TAHT/ KÜRSÎ'nin önünde beklemektedir..
G. Scholem'den
*BASILEOMORPHISM :
Kaynak, bellek'ten tamamlayıcı unsurlar/supplement element'ler ile biçimsel yapılanma/configuration/vücud/ bilinç'i oluşturmaktadır.