Örgü'nün farklı düzeyleri/tertibleri/kot'u, birbirleri ile te'sir/intıba/efect ya da impress-ion'laşım yolu ile te'mass/relation/ connection içindedirler (Mesh).
Ve her safhasında verimli gerçekleşimler/ izlenimler yaratır.
"Her Safha" ile ifade edilen, örgü'nün görülebilen ve görülemeyen/işitilebilen ve işitilemeyen boyutlarının işaretlenmesidir.
Ve ayrıca, görü ile işiti de göreceli/izafî algılamalardır.
Safha; Bilgi sistemi'nin Tüm'üne görece yakîn ögelerin aldığı vaziyet/türev ile (ihtiyar), kendiliğinden belirlenir (İrade).
Kişi, birey olma yolunda ALLAH TEALA'ca, ve sürekli gözlenmekte dinlenmekte ve daima değerlendirilmektedir.
Mağara Yâranı, mekânlarının duvarlarına yansıtılmış pembe diziler, tatlı hayaller ve geçmişin hoş hülyaları ile avutulup- uyutuluyorlardı.
Bellek ile aralarına giren bilinç, güneş ışınlarının su'da oluşan kırılmaları sonucu renklenmesi ile sevgi hissini uyandırıyor ve fakat dolaylı olarak farklı bir rüya'ya/ farklı bir gerçekliğe/uyku'ya kapı açıyordu.
Ve Rabbin meleği, ŞUR/SHUR yolunda olan KUYU'nun, çölde SU KUYUSU/SPRİNG WATER'nun başında onu buldu.
Ve dedi : "Ey Saray'ın cariyesi Hacar, nereden geldin? Ve nereye gidiyorsun?"
Ve dedi : "Ben hanımım Saray/sarai'ın yanından kaçıyorum."
Rabbin meleği ona dedi : "Hanımına dön! Ve onun eli altında boyun iğ."
Ve Rabbin meleği dedi : "Senin zürriyetini çoğalttıkça çoğaltacağım, ve çokluğundan sayılmayacaktır.
Ve Rabbin meleği dedi : "İşte sen gebesin, ve bir oğul doğuracaksın, ve onun adını İsmail/Ishmael koyacaksın, çünkü Rab sana olan cefayı işitti. Ve O, insanlar arasında yabanî/excentric adam olacaktır; onun eli herkese karşı, ve herkesin eli ona karşı olacak, ve bütün kardeşlerinin şarkında/ Örnek/misâl ve sakin olacaktır."
Ve Hacar/Hagar, kendisine söyleyen Rabbin ismini, "Sen, Yâ Allah, beni görüyorsun," diye çağırdı; çünkü dedi : "Burada da mı beni göreni gördüm?"
Ve İsa yolculuktan yorulmuş olarak kuyunun yanında böylece oturmakta idi.
Saat altı sularında idi.
Samaria'dan bir kadın su çekmeye geldi; İsa ona: "Ver bana, içeyim/Give Me a drink" dedi.
Çünkü şakirtleri yiyecek almak için şehre gitmişlerdi.
Samaria'lı kadın da ona dedi: "Sen Yahudi, ben de Samaria'lı bir kadın iken, nasıl benden su istiyorsun?" (Zira Yahudiler Samaria'lılar ile iş yapmazlar!)
İsa cevap verip ona dedi: "Eğer sen Allah'ın vergisini ve: 'Ver bana, içeyim,' diye sana söyliyenin kim olduğunu bilseydin, sen O'ndan isterdin, O da sana, Diri Su/Living Water verirdi."
Kadın O'na dedi: "Efendi, su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin; imdi sende nereden diri su olur? Sen bu kuyuyu bize veren, ve kendisiyle ve oğulları ve davarları oradan içmiş olan babamız Jacob/Yakub'dan büyük müsün?"
İsa cevap verip ona dedi: "Bu sudan her içen yine susar; fakat kendisine benim vereceğim SU'dan kim içerse, ebediyen susamaz, fakat ona vereceğim SU, kendisinde EBEDÎ HAYAT için fışkıran su kaynağı olur!"
JOHN/YOHANNA : 4/5-15
Bilgi için :
İbrahim'in oğulları ; İshak ve İsmail İshak'ın oğulları ; Esav ve Yakub Yakub'un oğlu ; Yusuf
Siz tüm enkarnasyonlarınızı bir AN'da yaşarsınız ama, bunu, üç boyutlu gerçeklik/ realite dahilinde anlamanız zor olur.
Çeşitli reenkarnasyonel benlikler, yüzeysel/ arzî olarak, bir bilmecenin kareleri gibi mütalaa edilebilirler, çünkü bunların hepsi de, bütün'ün parçaları olmalarına rağmen, gene de kendi başlarına mevcud olabilirler.
Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek düşüncesi bir obsesyon/saplantı/musallat fikir'dir.
Bu nedenle sizler reenkarnasyonlarınızı da birbiri arkasına dizilmiş bir şekilde (zaman) düşünmek zorunda kalıyorsunuz ve bu nedenle bizler de "Geçmiş Hayatlar" dan bahsediyoruz.
Halbuki, tamamı bir İç Özdeşliğin parçası olan ve çeşitli hayatlarda hakimiyet kuran "Dominant Egolar" vardır.
Fakat, ayrı ayrı hayatlar eşzamanlı olarak mevcuddurlar. Zaman ayrımını yapanlar, sadece, ilgili egolardır.
Komple benlik, kendine ait tüm egoların tüm deneyimlerinin farkındadır ve bunları tek bir özdeşlik biçimlendirdiği için de, aralarında benzerlikler ve ortak özellikler olacaktır.
Adem ; İsmî'dir. İsmen var olup ve fakat ASL'en/ kök olarak olmayandır.
Adem ; Kişi tarafından limiti oranınca ifade edilir. (POSTULATE)
Bir anlamda ; "ADEM" kavramı, Soyut ya da İrrasyonel bir kavram olmakta, Kişi "ADEM" kavramını göreceli kabulleri doğrultusunda rasyonalleştirmektedir.
Aşkın'lık, Tahmin yolu kullanılarak çözülemeyen problemlerin, Takrib ilkesinden hareketle ve zıtlıkların uyumlanması ya da tesadüflerin doğru değerlendirilmesi sonucu çözülebilmesi boyutudur.
Ögeler arasında görünemez olan sırrî özdeşlik "An" da ve sürpriz biçimde (Tahayyür/Taaccüb) bilinir hale gelir.
Maskelerinden sıyrılan ögelerin, maskeli halde iken zıt gibi algılanan güçleri, çelişiklik ve karşıtlıkları sakinleşir, sistemin akıl ve mantık dışı muhteşem uyumu duyumsanır.
Yaşam enerjisi : Güneş Sistemine dahil her öge'ye açılmış bir kredidir/Yemen.
Kredi : Öge tarafından bilgisi kadar kullanılır ve karşılığı bilgisi oranınca sisteme ödenir.
İnsan dışında ve fakat güneş sistemi içerisinde yaşam hakkını kullanan ögeler, sisteme uygunsuz tavırlanmalarda bulunmazlar. Etik kurallar bu seviyede ve kendiliğinden uygulanır.
İnsan, kendisi dışında kalan diğer ögelerden farklı olarak, yaşam enerjisi kredisini bilgisi oranında kullanırken, bu enerjiyi eşzamanlı HAYAT ENERJİSİNE dönüştürebilme yetkisine de sahiptir.
Ancak insan, tavırlanırken çokça ve çıkarları doğrultusunda haddi aşar. Kredinin karşılığını yasalar doğrultusunda ödemekten kaçınır.
Sonuçta bu durum şöyle bir manzarayı ortaya çıkaracaktır;
Yaşam enerjisi kaynağının sağladığı canlılık sadece günlük işlerin dar kapsamı içerisinde kalacak, bilgi gelişimi ve bağlı deneyimler oluşamadığından üstün bilgi programlarının sağlayacağı imkânlara dahil olunamayacak, branş gelişiminin dışında kalınacaktır/şimâl.
Yaşam enerjisi bu durumda, hayat enerjisine dönüşemez. Gariptir ki Kişi canlı olacak ve fakat hayatdar olamayabilecektir.
Hakikate ulaşmak için, düzenlenmiş düşüncenin sınırları aşılmalıdır.
Mantık, bu sınırları aşmak için yetersiz kalır.
Anlamı ciddi olan paradoks, sembol, mecaz ve kinaye ile üstesinden gelinmelidir.
Ciddi olarak/i'tina ile/yom tutarak düşünen bir düşünür giderek yükselişinde durmaya mecbur edildiği yerde ve aynı zamanda güçlükle nefes alarak (Çünki onun STRATOSFER'de'soluğu daralır ve soluk alamamak ve kalp zayıflığından ötürü gücü yiter,) ruhu daha ileriye nüfuz edebilir.
O son bir hamle ile yükselebilir, karşıtlıkların ötesinde hakikati içeren sembollerin kanatlarında fizik üstü alana ulaşabilir.
Bu kanatların üstünde, ana ilkesi karşıtlıkların birleştirilemez olanın hantal ilkesi olan toprağa bağlı insanın mantığının ağından kurtulur.
Çünki "AŞKIN" demek, diğeri yanında insan aklının bağlayıcı mantıkî ana yasalarını aşkınlaştırmak demektir.
...
*İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup-sakınanlar için.
Bakara: 2
*Onlara bir tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi. *Hiç kuşkusuz o Zikr'i biz indirdik ve her hal ve şartta onu koruyacak olan da biziz. *And olsun, biz gökte burçlar oluşturduk. Ve onu seyredenler için süsledik. *Ve onu her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk. *Ancak, kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer.
"Eğer beşer eskiyi terk edebilirse, o zaman 'çok daha görkemli yeni' yi görebilecektir.
Eskiyi terk edemiyenler, gene baştan başlamak zorunda kalacaklardır. Can ilerleyişlerini birkaç milyon yıl geriletmiş olacak ve bir kez daha, binlerce, hatta milyonlarca yıl boyunca çeşitli mağara adamı formlarından geçmek sureti ile gelişerek içinde bulunduğumuz bu safhaya gelene kadar tırmanmak zorunda kalacaklardır.
Ve o zaman yeniyi kabul etmeleri için onlara bir kez daha şans tanınacak ve yeniyi kabul edemedikleri takdirde, bir kez daha milyonlarca yıl geriye gideceklerdir.
Bu, göründüğü gibi bir gerileyiş değildir. Bu, fizik seviyede bir gerileme olmasına rağmen, spiritual evrim açısından ilerlemedir. Çünkü, Allah'ın Âlemi'nde gerileme hiç yoktur, sadece sürekli bir genişleyen görkem vardır. Ki Yüce İnisiyasyon'dan geçmeye kendimizi lâyık görelim.
Çünkü, bir varlık, bir beşer, bir ruh ya da bir planeti veya bir güneş sistemini yahut kendi küçük ailesini yöneten bir can varlığı "ateş" e, bir Yüce İnisiyasyon'un ateş eprövüne dayanıp dayanamıyacağını hiç bir zaman bilemez."